Latest from blog

Ey zahitşaraba eyle ihtiram

Erkan Oğur & İsmail Hakkı Demircioğlu

Ey Zahit Şaraba Eyle İhtiram
(Gülün Kokusu Vardı)

- (müzik başlayınca) Erkan Oğur mu bu?
Evet
- Gasparyan’la yaptığı “Fuad” o kadar güzel ki…

Sözlere dikkat edebilir miyiz burada?: “Ey zahit şaraba eyle ihtiram / İnsan ol cihanda bu dünya fani / Ehline helaldir nâehle haram / Biz içeriz bize yoktur vebali”. Sonra da “Kandil geceleri kandil oluruz / Kandilin içinde fitil oluruz / Hakkı göstermeye delil oluruz / Fakat kör olanlar görmez bu hali” diye devam ediyor…

- Bektaşi mantığı var orada. Anadolu topraklarından her şey çıkmıştır, normal. Alkol sorununa değinmem mi isteniyor burada? (gülüyor) Alkolün insanın bastırdığı, içinde gizlediği ne varsa onu daha rahat ifade edebilmesini sağlayan, kontrol mekanizmasını, “persona”yı devreden çıkaran bir tarafı var. İnsanların gün içinde taşıdıkları ve inanılmaz yorgun düştükleri personadan kurtuluş anını iple çekmelerini bir yerde anlaşılır buluyorum. Ondan sonra ortaya çıkan şey tatmin edici olsa, herkes içsin, sorun yok, ama ortaya çıkan şey geçici ve yüzeysel bence. Şarkıyı yazdıran zihniyete bakarsak, dinsel törende dini cezbeyi ve coşkuyu arttırmak için içilmesi gerekir gibi bir durum var orada. Allah aşkını daha saydam, daha pür, maskesiz olarak,daha akıcı bir kıvama ulaştırma arayışı bu. Aslında çok da iyi bildiğimi söyleyemem Bektaşiliğin kökenlerini. Fakat tasavvufta mevzu, o noktaya, yani aşk sarhoşluğuna –ki sarhoşluk çok kullanılan bir imgedir – o aşkın bizzat kendisiyle gelebilmektedir. Bu tip bir hızlandırıcı, yapay bir dışuyaran, mevzuun kendisiyle çelişiyor bence. Allah aşkından sarhoş olma, cezbeye gelme noktasına kendi iç dinamiklerinle gelmen gerekiyor, maksat o zaten. Bunu alkolle ya da başka bir maddeyle yaptığında sadece taklit etmiş oluyorsun, ayin bir araç olmaktan çıkıyor ve amacın kendisi oluyor bence.

Roll 108
Serkan Seymen – Şablonlar ve Paradokslar

Mektup Yazdım Acele

mektup yazdım acele / oku oku hecele / mektup benim vekilim / al koynuna gecele
mektup yazdım kış idi / elim üşümüş idi / daha da yazacaktım / Gözlerim dolmuş idi (Kalemim Donmuş idi)
mektup yazdım özümden / oku benim sesimden / mektup beni seversen / öp yarimin gözünden
mektup yazdım karadan / dağlar kalksın aradan / bizi kavuşturacak / yeri göğü yaradan
mektup yazdım kış idi / kalemim gümüş idi / okuyan incinmesin / yüreğim yanmış idi

Karmate grubundan Resul Dindar söylüyor. İleriki albümlerde repertuarlarına alsalar iyi ederler. Giresun / Görele türküsü, farklı sözlerle söyleyenleri de var. Ben çok beğendim.

Murat Menteş – Sarsmayan Bir Ramazan Beni İlgilendirmiyor

İlk iftarımı Murat Menteş’in Ramazan taşlamalarıyla açtım. Twitter’da Tnt’de iftar programına çıkacağını duyunca hem ilk defa Tnt kanalını izleme şansını hem de uzun zamandır tv’de göremediğim Menteş’i izleme şansı buldum.

Programı Kudsi Erguner’in albümlerinden tanıdığım ve güzel bir solo albümü de bulunan Halil Neciboğlu sunuyor. Bi ara değinirim fakat Türkiye’de beğendiğim bir kaç hafızdan biri. En sevdiğim ise Yunus Balcıoğlu. İleride eski ramazanlar diye bir konu açılırsa Balcıoğlu’ndan mutlaka bahsedecem.

Konuklar arasında Diyanetin torpillilerinden Mustafa Akgül hoca ve programdan bi gün sonra yani bugün kendine adliye yolu görünen Uğur Arslan da vardı.

Menteş ilk başlarda gayet sakindi. Dolmabahçe Sarayında olmanın verdiği şaşkınlıktan olsa gerek yoksulluk edebiyatına giriş yaptı ve program sonuna kadar devam etti. Haklımıydı tabii ki de haklıydı. Menteş sermaye gaddarlığından nasibini almış biri. Gerçek Hayat, Nokta, Kılavuz gibi sermayesiz dergilerden sonra Star Gazetesi, Tvnet, Cine5 gibi islami sermaye temsili medya organlarında çalıştı. Neyse ki çalışmıyor artık onlarla veya çalıştırtmıyorlar.

Geçen sonbahar eski dergileri halamgile yakmaya gönderirken Gerçek Hayat’tan bir yazarın Murat Menteş gibi yazdığını farkettim. Acaba Menteş müstear isimle de kitaplar yazıyormuydu? Klark’ta da bu yazardan bahsetmişti. Şule Yayınlarında çalıştığı zamanlar çıkardıkları kitaplar pek güzeldi. Ali Ünal ile beraber editörlük yapıyordu. İşte bu Ali Ünal ile bağlantılı bir yazar daha var. O olabilir! Neyse teorim kesinleşene kadar açıklamayacağım.

Program iftar saatine denk geldiği için kayıt altına aldım ve beğendiğim bir kısmını da yuğtuba yükledim. buyurun izleyin.

Mamak yada Olmamak

Kemal Burkay Türkiye’ye döndü. Ne için geldiğinin önemi yok. Bir katkı sağlayacağını sanmıyorum. Burkay memleketimin türküsünü yakan kişi. Yeni Türkü’nün seslendirdiği Mamak Türküsü. Mamak çöplüğü ve cezaevi ile bilinen bir yer veya öyle tanıtılmış bir yer. Çöplükte artık domates yetiştiriyorlar, enerji bile üreteceklermiş, kokusuda eskisi kadar yok artık. Karşısına İkea, Electroworld, LenoyMerlin, Metro gibi markalar geldi. Gökdelen bile dikilecek. Buralar Mamaklılar için değil zaten, çöplükte cezaevide öyle. Çankaya’da yer kalmadığı için Mamak’a yapıyorlar. Meclise alamadıklarını Mamak Cezaevine yolluyorlar. » Read more

Yalnızken

Kendimizi özgür zannediyoruz oysaki sadece ipimizi biraz uzun bırakmışlar. Sınırlara gelince fark ediliyor bu. Dışarı çıkmak isterken kendini cama vurup duran yarı delirmiş karasinekler gibiyken. Sadece geceleri, yapayalnız ve yalınayakken anlaşılabilecek şeyler var.

Emrah Serbes

Pages:1234...2223Next »
Children – A-i-deul… (2011)
Bisiklet Hırsızları
2010 Filmleri
Kusturica Filmlerinden Alıntılar
Put here your tracking code, e.g. from Google Analytics which will be printend in the footer area.